Basında

Üroloji merkezimizle ilgili basında yer alan yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz

Böbrek taşlarının tedavisinde kullanılan çeşitli yöntemler

yeniasir.com.tr | 22 Ağustos 2012, Çarşamba
Medicalpark İzmir Hastanesi'den Prof. Dr. Yusuf Ziya Ateşçi, "Taşlar şiddetli ağrıya, kanamaya yol açması ve böbreklerin çalışmasını bozması nedeniyle tedavi gerektirir. 6-7 mm çapın altındaki taşlar anatomik bir problem yok ise yüzde 70-80 oranın da ağızdan bol sıvı alınması ve ilaç tedavisi ile büyük ölçüde vucuttan atılırlar" dedi

İzmir Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı ve Medicalpark İzmir Hastanesi uzmanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Ateşçi, böbrek ağrısı çekenleri aydınlatan önemli bilgiler verdi.Prof, Ateşçi şunları söyledi: "İdrar yolların da taş genellikle böbrekte oluşur. Bunun dışında mesane (idrar kesesinde) de değişik nedenlerle taş oluşabilir. Böbrekte taşın nasıl oluştuğu tam olarak bilinememesine rağmen birtakım teoriler mevcuttur. Böbrek taşları genel de kalsiyum, oksalat, fosfat, ürik asit , magnezyum, sistin gibi idrarda bulunan organik ve inorganik maddelerin yogunlaşıp taş oluşturması ile meydana gelir. Herkeste bu maddeler idrar da atılmakta fakat bazı insanlarda taş oluşturabilmektedir." Prof. Ateşçi bunun nedenlerini şöyle sıraladı: 1- Gıda yolu ile bu maddelerin aşırı alınması. 2- Bağırsaktan fazla emilmesi. 3- Bu maddelerin kanda yüksek miktarda bulunması veya vucutta bir arıza nedeniyle bu maddelerin fazla üretilmesi gut hastalığı vb. 4- Bağısaktan nomal emilmesine ve kanda normal düzeyde bulunmasına rağmen, böbrekte herhangi bir arızaya bağlı olarak bu maddelerin idrarda fazla atılmasına bağlı olarak taş oluşabilir. 5- Böbrekte taş oluşumunu önleyici bazı maddelerin eksikliği, sürekli yatmak ve hareketsiz kalmak, gibi nedenlerde taş oluşum sebebidir.

TAŞLARIN TEDAVİSİ

Taşlar şiddetli ağrıya, kanamaya yol açması ve böbreklerin çalışmasını bozması nedeniyle tedavi gerektirir. 6-7 mm çapın altındaki taşlar anatomik bir problem yok ise yüzde 70-80 oranın da ağızdan bol sıvı alınması ve düşürmeyi kolaylaştırıcı ilaç tedavisi ile büyük ölçüde vucuttan atılırlar.

ESWL tedavisi (Dıştan lazerle taş kırma):

Normal de 6-155 mm. boyutundaki taşlar için ilk uygulanması gereken tedavilerden biridir. Ses dalgaları bir noktada yoğunlaştırılarak kırma işlemidir halk arasında herşeye yakıştırıldığı gibi lazerle kırma olarak adlandırılır. Genelde lazerle alakası yoktur. Son derece güvenli bir metoddur. Genellikle anestezi gerektirmez. Ayaktan uygulanan bir tedavidir. İlaç ve bol su ile düşmeyen 6-7 mm altındaki taşlar a da uygulanabilir. Bu kadar avantajının yanında önemli dezavantajları da mevcuttur. Birincisi her kırlmaya alınan taş ne yazıkki kırılamıyor. Taşın bulunduğu yere ve sertliğine göre yüzde 60-/0 oranın da başarılı olabilmektedir. İkinci dezavantajı tedavi 1-1.5 ay sürebilmekte, bu da zor durumdaki böbrekte hasarı artırmaktadır. Taş ağrılı ise bu yakınmanın süresi uzamakta. Bir başka dez avantajı da taşın kırılmasında odaklamak için genellikle rontgen kullanılıyor bu da küçük de olsa radyasyona maruz kalınmasına nweden oluyor. Ultroson ile odaklayan cihazlarda mevcut fakat bu cihazlarda taş parçası üreter denen kanala girdiğinde çaresiz kalabilmektedir. ESWL de taşın önceden kırılıp kırılmayacağını anlamak ve bu arada böbreğin zarar görmesini sağlamak iyi bir ürolojik değerlendirmeyi gerektirmektedir. Son dönemde ilaçsız bilgisayarlı tomoğrafi taşın ESWL de kırılıp kırılamayacağını öngörebilmektedir. Bilgisayarlı tomografide taşın sertliği konusunda başlamadan önce fikir sahibi olup gereksiz olarak dıştan taş kırmada zanam kaybı önlenmeye çalışılmaktadır.

ULTRASON VE RONTGEN
Perkutan Nefrolitotomi (PNL):


Böbrekte 15-20 mm. üzerinde veya eswl ile kırılamayan daha küçük ve böbreğe zarar veren taşlar için uygulanan kapalı ameliyat metodudur. Bu yöntem anestezi altında ultrason veya rontgen kılavuzluğunda böbreğe 1 cm'lik bir delikten girerek, kameralı cihazlarla taşa ulaşılması taşın holmium lazerle parçalanması ve tüm parçaların dışarıya alınması esasına dayanır. En önemli avantajı 1 gün içerisinde hastanın evine gönderilmesidir. Açık ameliyatlarda hastanın ayağa kalkması bile 20 günü buluyordu. Ve vucudu taşıyan kaslar ortadan kesildiği için kalıcı asimetri ve ciddi yara izleri kalıyordu. Ayrıca etli böbreklerde açık ameliyat şiddetli kanamaya ve komplikasyonlara yol açabiliyordu. PNL de sonuçta bir ameliyattır. Her ameliyat gibi bazı riskleri vardır . Bu ameliyattada anestezi bağlı problemler, kanama, açık ameliyata dönme gibi riskleri olmasına rağmen açık ameliyata göre daha çok daha konforlu ve güvenlidir. Son zamanlarda böbreğe girilen deliği 1cm den 3-5 mm ye kadar indirerek kanama ve diğer riskler azaltılmaktadır. Üreterorenoskopi: Üreter denilen kanaldaki taşlar, tedavi ile düşmüyorsa ve ESWL ile kırılamıyorsa , aşağıdan idrar yolun dan kameralı cihazlar ile bu kanala girilerek taşa ulaşmak ve holmium lazer ile taşın kırlması veya alınması esasına dayanır. Hasta 1 gün içinde normal hayatına döner. Lokal veya genel anestezi altında yapılan bir ameliyattır. Birçok hastanede başarıyla ve güvenle uygulanmaktadır. Yine de her ameliyat gibi birtakım riskleri mevcuttur. Lazer kullanıması, malzeme çeşitliliği başarı ve güvenliği arttıran unsurlardan biridir.

Taş oluşmadan korunma mümkün mü?

Bazı taş hastalıklarında taşın yeniden oluşumu veya oluşmuş taşın eritilmesi mümkündür. Fakat bu her taş için geçerli değildir. Yeni taş oluşumundan korunmak ve mevcut taşın eritilebilmesi için bazı kriterler mevcuttur.Taşın cinsinin belirlenmesi (örneğin kalsyum oksalat taşı, ürik asit taşı , enfeksiyon taşı sistin taşı gibi.) Taş düşürme sıklığı önemlidir. 10 yılda küçük bir taş düşüren bir kimsenin ayrıntılı bir analize ihtiyacı yoktur. Ama Özellikle sık taş düşüren veya taş oluşturan hastalar da bu analizlerin yapılması çok gereklidir. Böbrekleri sık sık taş yapan hastalarda mutlaka taşın analizi ve ayrıca kanve idrarda metabolik analizlerin yapılması gereklidir. Bu analizlerde taş oluşumun yol açan düzeltilebilecek nedenler araştırlmaktadır. Örneğin bağırsaktan kalsiyum emilimi fazla ise buna göre diyet verilmekte. Böbrekten kalsiyum atımı fazla ise diyette kısıtlamaya gerek olmamamaktadır. Her ikisinde kalsiyum taşı olmasına rağmen birisine diyet kısıtlaması diğerine ise sadece böbreğe etkili idrar söktürücü ilaç tedavide kullanılmaktadır. Bazen idrar asitliğinin değiştirilmesi bile taşların önlenmesinde veya eritilmesinde etkili olabilmektedir. Paratiroid bezinin kötü çalışması sonucuda şiddetli taş hastalığı ortaya çıkabilmektedir.

Sık sorulan sorular
Bira taşa faydalı mıdır?


Taşı olan hasta çok bira içmelidir gibi yanlış bir inanış mevcuttur. 1970'li yıllarda Polonya'dan yapılan bir çalışma daha çok bira ve tereyağı tüketenlerde daha az böbrek taşı olduğuna dair bir çalışma yayınlanmış. Ama sonra yapılan hiçbir çalışmada bu bulgular doğrulanamamıştır. Bu iddia bilimsel olarak doğru kabul edilmemektedir. Doğrusu taşı olan hastaların bol su içmeleridir.

Taşı olan hastalar süt ve sütten oluşan yiyecekleri tüketmemelidir?

Bu da tam doğru bir saptama değildir. Süt ve süt ürünleri kalsiyumdan zengindir. Ve taşların önemli bir bölümü de kalsiyum taşıdır. O halde kalsiyumu diyette kısıtlarsak taş oluşumu da azalır düşüncesi ile söylenmektedir. Halbuki kalsiyum taşlarının çok azı diyetteki kalsiyum ile ilgilidir. Kandaki kalsiyumun ana kaynağı kemiklerdir. Diyetteki kalsiyum bazı özel durumlara dışında şiddetli olarak kısıtlanmaz. Bazı durumlarda kan kalsiyumu normal olsa bile kalsiyumun böbrekten fazla atılması taş oluşumunu arttırır. Özellikle büyüme çağı ve menapoz sonrası osteoporoz riskinin çok olduğu durumlarda kalsiyum kısıtlaması zararlı bile olabilir. Ayrıca bazen diyetteki kalsiyuım kısıtlaması diğer taş oluşturan oxalatın barsaktan emiliminin artmasına neden olablir. Son Amerikan üroloji kongresinde taş hastalarının kan kalsiyumunu arttıran D vitaminin alınımının sakıncası olmadığını belirtmiştir. Osteoporoz hastalarında kişide taş olması halinde bile yemeklerle birlikte günde 1000mgr geçmemek kaydıyla kalsiyum kullanılabileği bile söylenmektedir.

Portakal suyu taş tedavisinde yararlı

Portakal suyu içerisinde potasyum sitrat maddesini en çok içeren sıvılardan birisidir. Ve potasyum sitratta bazı taşların oluşumunu önleyici bir maddedir. Bazı taş hastalarında günde 1-2 bardak taze sıkılmış portakal suyunun düzenli içilmesinin taş oluşumunu azalttığı belirtilmektedir.